« Önceki |

18/4/2007

Akıllı tozlar' gezegenleri inceleyecek

İngiliz bilimadamları, başka gezegenleri keşfetmek için uzay araçlarınca götürülecek ve rüzgarın taşıyabileceği toz kadar minik ''akıllı'' aygıtlar kullanmayı düşünüyor.

"Akıllı toz" adı verilen aygıt, bir miktar elektrik verildiğinde şekil değiştirebilen, yöne belirlenebilen plastik bir kılıfla kaplı bir bilgisayar yongasından oluşuyor.
 
Ayrıntıları Preston'daki Astronomi Konferansı'nda sunulan projede, parçacıkların topluca bir küme oluşturabilmek için kablosuz ağ şebekesi kullanabilecekleri düşünülüyor.
 
Çok uzakları milimetrik ölçülerdeki aygıtlarla keşfetme fikrinin yeni olmadığını söyleyen Glasgow Üniversitesi'nden Dr. John Barker, ancak şimdi meslektaşlarıyla birlikte bunun gerçekleştirilebilirliğini görmeye çalıştıklarını belirtti.
 
Glasgow Üniversitesi Nanoelektronik Araştırma Merkezi'nde görevli Dr. Barker, şu anki bilgisayar çiplerinin boyutu ve gelişmişliğinin bunun için yeterli olduğunu düşündüklerini belirterek, akıllı tozların gezegene gidecek uzay aracının burun kısmına yerleştirilebileceğini ve rüzgarında taşınacağı gezegen atmosferinde salıverilebileceğini kaydetti.
 
Mars gibi bir gezegen için akıllı toz taneciklerinin her birinin bir kum taneciği kadar olması gerektiğini düşünen bilimadamları, bir miktar voltaj uygulayarak, çipi çevreleyen polimer kılıfın şeklini değiştirmeyi, böylece şiddetli fırtınada dahi toz parçacığını hedefine yönlendirmeyi planlıyor.

18/4/2007

'Şempanze insandan çok evrimleşmiş'

İnsan ile şempanze arasında genetik bir kıyaslama yapan bilimadamları, bu hayvanın insanla ortak atasından ayrıldıktan sonra genlerinin daha fazla pozitif mutasyona uğradığını belirledi.

ABD'deki Michigan Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, 14 bin insan ve şempanze genini kıyaslayan bilimadamları, Darwin'in doğal seleksiyon ve evrim yasasına göre, şempanzelerin 6.5 milyon yıl önceki ayrılıktan sonra daha fazla evrimleştiğini ortaya çıkardı.
 
Araştırmanın eşbaşkanlarından Jianzi Cang, bu bulgunun daha büyük beyine ve daha ileri düşünce kapasitesine sahip insanın şimdiye dek doğal seleksiyon açısından daha çok kayrılan olduğu şeklindeki genel kanıya ters düştüğünü belirtti.
 
Bilimadamları, bu araştırmalarında ayrıca, pozitif doğal seleksiyon sürecinin şempanze ve insanlarda değişik genler üzerinde meydana geldiğini belirledi.
 
Araştırmada ayrıca, pozitif bir değişim sağladığı bilinen genlerin insan ve şempanzelerde değişik biyolojik süreçlerde hareket ettiği ortaya çıktı.
 
İnsanlarda bu genlerin büyük bir kısmının kalıtsal hastalıklar, metabolizma ve hücre zarının etrafındaki moleküllerin taşınmasıyla bağlantılı bulunuyor.
 
Bilimadamları, bulgularının, insanlar ve şempanzelerde evrime olanak sağlayan karşılıklı genetik izleri anlama konusunda daha çok araştırma yapmaya gerek bulunduğunu gösterdiğini belirtti.
 
Ortak bir atadan yaklaşık 6 milyon yıl önce ayrıldığı düşünülen insan ve şempanze, yüzde 99 oranında aynı geni paylaşıyor.

18/4/2007

Uzayda maraton koştu

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (UUİ) Amerikalı kadın astronot Sunita Williams, dün gece maraton koştu.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), uzayda ilk kez böyle bir etkinlik yapıldığını açıkladı.
 
Astronot, ABD'nin Boston kentinde düzenlenen maratona katılanlarla aynı dakikalarda, yeryüzünden 300 km ötedeki UUİ'de koştu.
 
İstasyondaki koşu bandını kullanan Bayan Williams, dünyada yağmur ve sert rüzgarla boğuşmak zorunda kalan maratoncuların aksine çok rahat şartlar altında koşusunu tamamladı.
 
Boston'da 9 derecelik hava sıcaklığında koşulurken saatte 30 bin km hızla seyreden istasyondaki hava sıcaklığı 26 dereceydi.
 
14.000 sırt numarasıyla maratona katılan astronot, 42 km'lik yarışı 4 saat 24 dakikada tamamladı.
 
Aylardır hazırlanıyor

Uçuş mühendisi olarak aralık ayından beri UUİ'de bulunan Sunita Williams, aylardır maratona hazırlanıyordu.
 
Gerçek bir maratoncu olan Williams, geçen yıl Houston maratonunu 29 dakika 57 saniyede koşarak Boston finaline katılmaya hak kazanmıştı.

15/4/2007

Böbrek Nakli

Böbrek Nakli;
1. Canlı vericiden (Yakın ve uzak akraba, eş)
2. 2. Kadavradan
olmak üzere iki kaynaktan yapılır.

Transplantasyon sonrası böbrek fonksiyonlarının hemen yerine gelmesi nedeniyle tüm fizik ve psikolojik bozukluklar düzelir. Ancak, takılan böbreğin vücutca reddi (Rejeksiyon) gibi ciddi bir sorunu da vardır.

Gerekli şartlara uyulmazsa rejeksiyon, transplante böbrek için her zaman bir tehlikedir.

Genel Bilgiler
Aralarında kan bağı olanlarda yapılan böbrek nakli çok kez alıcıda iyi uyum gösterir. Alıcı ve vericinin çok iyi incelenmesi bu başarıyı artırmaktadır. Bu nedenle canlıdan yapılan nakillerin başarı oranı daha fazladır. Son yıllarda tedaviye eklenen yeni ilaçlar kadavradan yapılan nakillerin de başarı oranını artırmıştır. İlaç tedavisi ile düşmeyen tansiyon, iltihap kaynağı olan böbrekler varsa bunlar transplantasyondan 3 4 hafta önce ameliyatla çıkarılır.

BÖBREK TRANSPLANTASYONU
Son evre böbrek yetmezliğinin en uygun tedavi şekli böbrek transplantasyonudur.

Böbrek transplantasyonunda iki organ kaynağı vardır.

1. Canlı verici
2- Kadavra

Canlı Vericiler
1. Derecede akrabalar (Anne, baba, kardeş ve çocuklar)
2. 2. Derecede akrabalar (Hala, amca, dayı, teyze) ve akraba olmayan uygun vericiler (B5 gibi) dir

Kadavra Verici : Beyin ölümü olan sistemik bir enfeksiyon ve kanser vb. olmayan kişilerdir

Kadavra ve canlı vericilerde A-B-0 kan grubu uyumu ve doku ila negatif crossmatch (Rh Faktörü önemli değildir) uyumu gerekir.

Canlı vericilerde, 1 ve 2 antigen uyumsuzluğu (Mismatch) varsa vericiler kabul edilebilir.

Kadavrada ise HLA B ve DR den birer antigen uyumu ile negatif Crossmatch yeterli uyum sayılır.

Transplantasyon öncesi alıcı ve vericilerin tüm tetkikleri tamamlanıp, böbrek transplantasyonunun yapılmasına karar verildiğinde alıcı ve verici hastaneye yatırılır Ameliyattan üç gün önce  alıcının bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlara başlanır ve hasta izole edilir. (Tek başına bir odaya alınır)

Ameliyatta, böbrek, hastanın kasık bölgesine takılır.

(Arter, atardamar, Ven-toplardamar) bağlantıları bölgedeki damarlara yapılır, Üreter denen idrar kan ağızlaştırılır

Ameliyat sonrası tüm yaşam süresince devam edecek bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlarla tedavi devam eder. Hasta ameliyat sonrası 2-3 hafta hastanede yatar, taburcu edildikten sonra periyodik kontrollere gelir.

BÖBREK NAKLİ YAPILAN HASTALAR İÇİN ACİL SORUNLAR KLAVUZU

Böbrek nakli olduğunuz üniteyi günün her saatinde arayabilirsiniz. Transplant koordinatörü size yapmanız gereken her şeyi açıklayacaktır.
r
1. Ateşiniz yükselirse
2. İlaçlarınızı karıştırır ve dozlarını unutursanız
3. Kısa zamanda aşırı kilo alırsanız (Her gün tartılmanız gereklidir. Bu vücudunuzda aşırı sıvı biriktiğini, idrarla atamadığınızı gösterir)
4. Tansiyonunuz aşırı yükselirse (150/90 ı geçerse)
5. Nefes almada zorluk, sıkışma hissi, kanlı köpüklü balgam, karın ağrısı, kusma, ishal, kanlı idrar ve idrar miktarında Azalma olması durumunda derhal ameliyat olduğunuz kliniği arayınız
 

8/4/2007

İnanç kapasitesi beyinde gizli

Bazı bilimsel araştırmalara göre, mistik deneyim olarak tanımlanan Tanrı'yla temas kurma ve birlik olma hissinin, beyin metabolizmasında değişikliklere neden olduğu bildirildi. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertuğrul Eşel, insanların dini inançlarının temelinde bazı biyolojik nedenlerin yatabileceğini belirtti.

Zihin okuma yeteneği

Dinin kısaca "doğaüstüne inanma" olarak tanımlanabileceğini ifade eden Eşel, insanların doğaüstüne inanmasının esas kaynaklarının rüyaların izahı, ölüm korkusu, ölüm olgusunun açıklanmak istenmesi ve mistik deneyimler olduğunu kaydetti.

Dini inançla ilgili iki tür zihinsel hipotez bulunduğunu vurgulayan Eşel ,sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hipotezlerden birincisine göre, dini inançlar ihtiyaçtan kaynaklanıyor ve din insanlarda ölüm korkusunu azaltmak için gelişiyor. İkinci hipoteze göre de din, insan beyni dini inancı oluşturma kapasitesine sahip olduğu için vardır. Birçok araştırmada din, insan beyninin kapasitesiyle ilişkilendiriliyor. Bu tür araştırmalara göre, dini inançların oluşmasında insanların (zihin okuma yeteneği) etkilidir. Bu yetenek, evrimsel olarak modern insanın (homo sapiens) ortaya çıkması ve özellikle ön beyin yapılarının gelişmesinden sonra kazanılmıştır ve insanı tehlikelerden korumaya yöneliktir. Dini inancın da yaklaşık 70-80 bin yıl önce, insanda başkalarının niyetini anlamak amacıyla beynin gelişmesinin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmış olabileceğini ileri sürenler var. Yine bu zihin okuma sayesinde çoğu kültürde, doğaüstü inançlar güneş, yıldız veya hareketli varlıklarla ilişkilidir. Meyvelerde veya çeşitli bitkilerde Allah adını, Meryem'in gözlerini, bulutlarda azizlerin yüzünü görmenin nedeni de budur."

Kan akımı değişikliği

Eşel, ayrıca "Mistik deneyim sırasında beynin ön yapılarında kan akımı değişiklikleri olur. Bunun deneyim sırasında yaşanan ego sınırlarının silinmesi ve evrenle bütünleşildiği hissine neden olduğu ileri sürülmektedir" dedi.